0

7. SINIF TEMEL DİNİ BİLGİLER 1. VE 2. ÜNİTE KONU ÖZETİ
SORUMLULUK BİLİNCİ
Allah insana akıl gibi büyük bir nimet ve irade vererek söz ve davranışlarında özgür kılmıştır. Gönderdiği kutsal kitaplar ve peygamberlerle ona iyi ve kötüyü göstermiştir. Bütün bu özelliklerle, insana büyük bir sorumluluk yüklenmiştir. Bu sorumluluğa Kur’an-ı Kerim’de şöyle dikkat çekilir: “ İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?” (Kıyame,36) İnsanın başta Allah’a olmak üzere Hz. Peygambere,kendisine, anne ve babasına, akrabalarına, komşularına, içinde yaşadığı topluma ve doğal çevreye karşı sorumlulukları vardır. Her insan yaptıklarından sorumludur ve hesaba çekilecektir. Sorumluluğunun farkında olan bir insan, sahip olduğu nimetlerin de kıymetini bilir. Allah’ın emirlerini yerin getirmye ve onun yasaklarından uzak kalmaya çalışır. Kötü söz ve çirkin davranışlardan sakınır.
İnsanın sorumluluk bilincine takva adı da verilir. Takva, müslümanın tüm tutum ve davranışlarında Allah’a kulluk bilinciyle hareket ederek Allah’ın koruması altına girmesi, ona duyduğu sevgi ve saygıyı güçlendirmeye çalışması, bu sevgi v saygıyı zedelemekten korkmasıdır. Zaten hayat, insanın sorumluluklarını yerine getirme yarışıdır. Hayatı boyunca sorumluluklarını en güzel şekilde yerine getiren kişi, Allah katında en üstün olan kişidir.
İslam dininde ibadetleri yerine getirmekle sorumlu olan kişilere de “mükellef” denir. Mükellef olabilmenin üç şartı vardır. Bunlar; Müslüman olmak, akıl sağlığı yerinde olmak (âkil) ve ergenliğe girmiş olmak (bâliğ)

        ALLAH’A KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ
Allah’ın varlığına birliğine inanmak ( hiç bir şeyi ona ortak koşmamak)
Allah’a kulluk etmek (ibadet)
Yaratılış amacımızın farkında olmak (Kulluk)
Emir ve yasaklarına uymak
Güzel ahlak sahibi olmak ve kötü huylardan vazgeçmek
Allah’a çokça şükretmek
Allah’ı sıkça anmak ve zikretmek
Bol bol dua etmek
Allah’ın yarattıklarına karşı şefkatli ve merhametli olmak

PEYGAMBERİMİZE KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ
Allah tarafından seçilen elçi olduğuna inanmak
Ona itaat etmek, emir ve tavsiyelerine uymak (Bize emaneti olan Kur’an ve sünnete göre yaşamak)
Onu anlamaya ve tanımaya çalışmak (örnek almak)
Onu çok sevmek
Salavat getirmek                ( Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed)
Ehl-i beytine yani ev halkına saygı duymak ve onlara ünvanlarıyla hitap etmek  ( Hz. Hatice gibi)

KENDİMİZE KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ
Akıl,ruh ve beden sağlığımızı korumak

Uyuşturucu, alkol, sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmak
Sağlıklı ve düzenli beslenmek (Temiz ve helal gıdalarla ile)
Beden temizliği ile kılık kıyafete dikkat etmek

ANNE-BABAMIZA KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ
Onlara güzel davranmak
Anne babanın isteklerine ve öğütlerine uymak ve onları yerine getirmeye çalışmak
Güzel sözler söyleyerek gönüllerini almak
Onlara dua etmek
Onların duasını almak

AKRABALARIMIZA KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ
Akrabalık bağını (sıla-i rahim) korumak
Onlara güzel davranmak, onlarla iyi geçinmek
Sevinç ve üzüntülerini paylaşmak
Zama zaman ziyaret etmek ve onları evimizde ağırlamak
Maddi manevi destek olmak
İhtiyaç duyduklarında yardımlarına koşmak

KOMŞULARIMIZA KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ
Komşularımızla iyi geçinmek
Güzel davranışlarda bulunmak
Hastalandığında ziyaretine gitmek
Vefat ettiğinde cenazesinde bulunmak
Borç istediğinde borç vermek

Darda kaldığında yardımına koşmak
Bir nimete kavuştuğunda tebrik etmek
Başına bir kötülük geldiğinde teselli etmek
Evini, komşusunun görüş alanını (rüzgar, güneş, manzara) engelleyecek şekilde yapmamak
Evinde pişirdiğini imkanı ölçüsünde komşusuna ikram etmek
Komşusuna zarar verecek ya da rahatsız edecek davranışlardan kaçınmak
Sevinç ve üzüntülerini paylaşmak
Hediyeleşmek
Din ve ırk ayrımı yapmamak

     TOPLUMA KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ
İnsanların temel hak ve özgürlüklerine saygı duymak
İnsanların canı, malı ve iffeti dokunulmazdır. Bunlara zarar verici hareketlerden kaçınmak
İnsanlarla güzel geçinmek
Huzursuzluğa sebep olacak tavırlardan kaçınmak
İnsanlarla yardımlaşmak
Muhtaçlara yardım etmek
İyiliği emredip kötülükten sakındırmak (emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l münker)

ÇEVREYE KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ
Çevreyi korumak
Çevre temizliğini sağlamak
Yeşil alanları korumak ve çoğaltmak
İsraftan kaçınmak

             İSLAM’IN TEMEL KAYNAKLARI

KUR’AN-I KERİM : Allah tarafından Peygamberimize melek Cebrail vasıtasıyla gönderilen son kutsal kitaptır. Kur’an-ı Kerim dinimizi öğrenmemizi sağlayan birinci kaynaktır. Bu kitaba iman eden kimsenin, nu ilahi kitabın ilkelerini benimsemesi ve ayetlerden çıkarılan hükümlerden yararlanması gerekir. Çünkü Kur’an, açıklayıcı ve yol göstericidir. Bizim dünya ve ahrette mutluluğa kavuşmamızı sağlar.
Kur’an’ın başlıca konuları inanç, ibadet, ahlak ve kıssalardır.
İnanç: Şüphe duymadan inanmak demektir. Allah’a, peygamberlere, meleklere, kitaplara, ahiret gününe, kaza ve kadare inanmak ile ilgili hususlar Kur’an’da yer alır.

İbadet: İnsanın Allah’a sevgi,saygı  ve bağlılığını göstermek amacıyla  yaptığı davranıştır. İbadette asıl amaç Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaktır. Kur’an’da namaz, oruç, zekat vb. insanın sorumlu olduğu ibadetlerden bahsedilir.

Ahlak: İnsanların uymak zorunda oldukları kurallara denir. Kur’an’da doğruluk, cömertlik, adalet vb. iyi huylardan bahsedilir ve bunlar övülerek teşvik edilir.

Kıssa: Kur’an-ı Kerim’de geçmişte yaşayan kişi, toplum ya da paygamberlerle ilgili anlatılan kısa öğüt verici hikayelerdir. Hz. Yusuf kıssası gibi

Kur’an-ı Kerim’in dili Arapçadır. Bunun nedeni indiği toplumun Arapça konuşuyor olması idi. Daha sonradan Müslüman olup Arapça bilmeyen toplumlar Kur’an’ı anlayabilmek için kendi dillerine çevirmişlerdir. Kur’an ayetlerinin yaklaşık anlamıyla başka bir dile çevrilmesine (tercüme edilmesine) meal , ayetlerin detaylı açıklamalarına ise tefsir denir. Mealler, Kur’anın anlaşılması için bir ihtiyaçtır. Türkçede de bir çok meal ve tefsir yazılmıştır:
Hasan Basri ÇANTAY : Kur’an-ı Kerim Meali

Elmalılı Muhammed Hamdi YAZIR: Hak Dini Kur’an Dili adlı tefsiri

HZ. MUHAMMED’İN SÜNNETİ: Peygamberimizin sözleri (hadis), davranışları (sünnet) ve sahabenin yapmış olduğu olumlu davranışları onaylamasına (takrir) sünnet denir.
Sünnet, Kur’an’dan sonra gelen ikinci önemli kaynaktır. Dinî bir konuda hüküm verilirken önce Kur’ana sonra sünnete bakılır. Çünkü Kur’an daha çok genel hükümler içerir. Sünnet ise bu hükümleri açıklar.

“ Kur’an cansız peygamber, peygamber ise canlı Kur’an”

İslam alimleri peygamberimizin hadislerini toplayıp bir araya getirmişlerdir. Kütüb-i Sitte ( Altı Kitap) adıyla bilinen altı kitap hadis kaynakları arasında en güvenilir olanlarıdır. Kütüb-i Sitte şu kitaplardan oluşur:
1- Sahih-i Buhari        
 2- Sahih-i Müslim
3- Sünen-i Tirmizi  
4- Sünen-i Ebu Davut
5- Sünen-i İbn Mace        
6- Sünen-i Nesai

İSLAM’A GÖRE BİLGİNİN KAYNAKLARI

İslam’a göre bilginin kaynakları vahiy, akıl ve duyulardır.

Vahiy: Sözlükte “gizli konuşma, fısıldama, ilham etme” gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise Allah’ın emir ve yasaklarını doğrudan doğruya veya Cebrail vasıtasıyla peygamberlerine bildirmesidir. Vahiy yalnızca peygamberlere gelir. Allah vahiy vasıtasıyla inanç, ibadet, ahlaki değerler gibi hususlarda bizi dünya ve ahrette mutlu edecek bilgiler verir. İnsanın bu dünyada ulaşamayacağı gayb ile ilgili, ahiret hayatı ile ilgili hususlara da değinir.

Akıl: Allah’ın insana verdiği en büyük nimetlerden biridir. Akıl, doğru ile yanlışı birbirinden ayırt debimle kabiliyetidir. İslam’a göre akıl sağlığı yerinde olan ve ergenlik çağına giren herkes dinin buyruklarından sorumludur. Çünkü insan aklı sayesinde yaratıcısının kendisinden ne istediğini bilir. (Hz. İbrahim’in aklıyla Allah’ı bulması)
Akıl duyularla elde edilen bilgileri değerlendirir. Olaylar arasında bağlantılar kurar. Ulaştığı sonuçlardan yeni bilgiler üretir. Gerçeği bulmamıza yardımcı olur.
Kur’an’da çokça “Akletmez misiniz? Hiç düşünmüyor musunuz?” ifadeleri geçer.
Akıl insanın sahip olduğu önemli bir nimettir ancak akıl sınırlı olduğu için her konuda kesin hüküm veremez. Bu nedenle akıl vahyin yol göstericiliğine muhtaçtır.

Duyular: İnsanın bilgi edinme kaynaklarından biri de görme, duyma, tatma, koklama ve dokunma duyularıdır. Çevremizi duyularımızla algılar ve anlamlandırmaya çalışırız. Örneğin bilimsel çalışmalar temelde deney ve gözleme dayanır. Deney ve gözlemin aracı da duyularımızdır.
İnsan söz ve davranışlarından sorumlu bir varlıktır. Söz ve davranışlarımızı etkileyen etkenlerden biri de duyularımızdır. Bu nedenle duyular yoluyla elde ettiğimiz bilgilerin doğruluğundan emin olmalıyız. Aksi takdirde yanlış bilgilerle yanlış davranışlar sergileriz.

Sonuç olarak; bilgiye vahiy, akıl ve duyu organlarımız aracılığıyla ulaşırız. Vahyin ışığı ve yol göstericiliği ile aklımızı kullanır, doğru ile yanlışı birbirinden ayırırız. Duyu organlarımızı kullanarak gözlem yapar, yeni bilgi üretir, faydalı sonuçlara ulaşmaya çalışırız.

NOTLAR
 Soru-cevap sitesi




Yorum Gönder

 
Top