0

ATASÖZÜ
Sevgili öğrenciler; Atalarımızın yaşam deneyimlerini düşünce ve anlayışlarını  kuşaktan kuşağa aktaran,söyleyeni belli olmayan, öğüt veren, öğretici, kısa özlü ve kalıplaşmış   sözlere ATASÖZÜ denir.

ATASÖZLERİNİN ÖZELLİKLERİ
  • Atasözleri öğüt verici ve yol göstericidir.
  •  Kim tarafından söylendiği belli değildir.Toplumun ortak ürünüdür.
  • Kalıplaşmış sözlerdir. Bir tek sözcüğü bile değiştirilemez.
  • Anlatımlarımızı güçlendirir ve güzelleştirir.
  • Atasözleri genellikle mecaz anlamlıdır. Yani atasözlerinde benzetmeli anlatım vardır.
  • Bazı atasözleri gerçek anlamlıdır.Gözlem ve deneyim sonucu söylenmişlerdir.Kesin yargı belirtir.
  • Atasözleri kısa ve özlü sözlerdir. Az sözle bir öğüdü, bir yaşam gerçeğini anlatır. Atasözünde anlatılmak istenen konu etkili biçimde dile getirilir.

BAZI ATASÖZLERİ VE AÇIKLAMALARI
Akıl kişiye sermayedir: Kişinin yaptığı işte başarı sağlaması, aklını kullanması ile orantılıdır.
Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer. Yazın o sıcağında durmayan, güneşe aldırmadan çalışıp kazanan, yiyeceğini hazırlayan kişi kışın rahat eder; hiç sıkıntı çekmez.
Ne ekersen onu biçersin: Yaşamımızda bu gün nasıl davranır ve yatırım yaparsak  gelecekte karşılığını alırız.                                 ETKİNLİK
Atasözü : Söyleyeni belli olmayan kısa ve öğüt verici sözlerdir.
         İnsanın gücü sınırlıdır. Bunun için büyük işlerin üstesinden tek başına gelemez. Bu tür işleri başarabilmek için başkalarıyla işbirliğine, dayanışmaya girer. 

Güçleri birleştirerek zor işlerin altından böylelikle kalkar.

Şimdi aşağıdaki atasözünü ve anlamını inceleyin. 
        Seven kişi, sevdiği kimse veya sevdiği iş yüzünden başına gelecek sıkıntılara ses çıkarmadan katlanır. Bilir ki, sevdiğini elde etmek için birçok güçlüğe göğüs germek, fedakârlıkta bulunmak zorundadır.

Aşağıdaki atasözlerinin anlamlarını da siz bulmaya çalışın ve eşleştirin.
1) Ağaç yaş iken eğilir.
2) Damlaya damlaya göl olur.
3) Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
4) Anlayana sivrisinek saz,anlamayana davul zurna az.
5) Acele işe şeytan karışır

Hayatını yalancılık üzerine oturtmuş olan insanlar, kendi yalanlarına destek olacak tedbirleri alırlar; bunun için de gerekli titizliği gösterip masrafa girerler.

Düşünüp taşınmadan, çabuk davranılarak yapılan işten iyi sonuç beklenmemelidir; o iş ya yanlış ya da bozuk olur.

Çocuklar mutlaka küçük yaşta eğitilmelidirler. Bu yaşlarda işlenmeye, her türlü bilgiyle donatılmaya elverişlidirler. Zaman geçip de büyüdükçe eğitilmeleri zorlaşır. Yaşlı insan kolay kolay eğitilmez. Onlar tıpkı kuru bir ağaç gibidirler. Eğilmezler, buna zorlanırlarsa kırılırlar. Bu sebeple onlara yeni bir davranış kazandırmak imkânsız gibidir.

Kimi meseleleri üstü kapalı, bazı ipuçları vererek şöyle bir anlatmak zorunluluğu hasıl olur. Anlayışlı kimseler bu tür konuşmadan ne denmek istendiğini kolayca anlarlar. Ama kavrayışı kıt kimseler ne kadar açık anlatılırsa anlatılsın, ne kadar tekrar edilirse edilsin ne denmek istendiğini bir türlü anlayamazlar

Her çok azdan olur. Küçük ve önemsiz şeyler birikerek büyük şeyleri meydana getirirler. Bunun için küçüktür, azdır, önemsizdir deyip hiçbir şey hor görülmemelidir; bunların önemi bilinmeli, çarçur edilmemelidir.







Karışık olarak verilmiş olan kelimelerden atasözü oluşturup alttaki boşluğa yazınız.

seven- dikenine- gülü -katlanır
……………………………………………………………………………………… 

   uymaz-hesap-çarşıya-evdeki
………………………………………………………………………………………

  kapıdan-kazma-mart-kürek-yaktırır-baktırır
……………………………………………………………………………………….

   yer- bulduğunu- umduğunu-değil- misafir
………………………………………………………………………………………..
     
    kurt-yer-insanı-dert-ağacı
………………………………………………………………………………………..

Ektiğini-herkes- biçer.
………………………………………………………………………………………..

Demir –pas – çalışan –demir 
…………………………………………………………………………………………………


Aşağıda kutularda bulunan sözcükleri yarım bıraktığım atasözlerinin içine yerleştirerek atasözlerini tamamlayın.
* söylemeyen * düdüğü * ipte * yılanı * komşuna * kara
    Derdini ……………… ………….derman bulamaz. 
Gülme ……………………….. gelir başına.
Ak akçe ………… ……………….gün içindir.
          Tatlı dil ……………. ……………..deliğinden çıkarır.
   Parayı veren ………….,,,,,,,,,,,,,,,,,, çalar.
İki cambaz bir ……… ……………….oynamaz.

Yılanı—yaşta—fayda—gelir--ayı   Komşu--doktor--  sirke--derman- düşen--
  Ev alma……………………………al.
  Akıl ……………… değil, baştadır.
  Güneş girmeyen eve………………..girer.
  Tatlı dil …………………….deliğinden çıkarır.
  Son pişmanlık……………………….etmez.
  Gülme komşuna …………….başına.
  Aç ……………….oynamaz.
  Bedava ……………………baldan tatlıdır. 
  Denize ……………..yılana sarılır.
  Derdini söylemeyen …………………..bulamaz.

Aşağıdaki atasözlerinin anlamlarını aşağıdaki tablodan  bularak ve eşleştirin.
1
Ayağını yorganına göre uzat

2
Acele işe şeytan karışır.

3
İki karpuz bir koltuğa sığmaz.

4
Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer.



Kimisi, önemi büyük birkaç işi bir arada yapmaya kalkışır. Bu ise çok zor ve sakıncalıdır. Çünkü gücü ve dikkati dağıtır. Buna aldırmayanlar çoğunlukla yapmaya kalkıştıkları işleri beceremezler.


Yazın o sıcağında durmayan, güneşe aldırmadan çalışıp kazanan, yiyeceğini hazırlayan kişi kışın rahat eder; hiç sıkıntı çekmez.


Düşünüp taşınmadan, çabuk davranılarak yapılan işten iyi sonuç beklenmemelidir; o iş ya yanlış ya da bozuk olur.


Dengeli yaşamak isteyen insan mutlaka gelirini, giderine göre ayarlamalıdır. Harcamalar geliri aşmamalı, imkânlar zorlanmamalıdır. Aksine bir hareket bütçeyi sarsar, dengeyi bozar, insanı sıkıntıya sokup rahatsız eder.


DEYİMLER
Genellikle gerçek anlamından az çok uzaklaşarak ilgi çekici anlam taşıyan, en az iki sözcükten oluşan kalıplaşmış sözlere DEYİM denir.
Etekleri tutuşmak,dizini dövmek,tepesi atmak

DEYİMLERİN  ÖZELLİKLERİ
Deyimler en az iki sözcükten meydana gelir. Daha uzun olanları da vardır.
Can atmak: Çok istemek                    
Dırdır etmek: Yerli yersiz söylenip durmak
Şifayı kapmak:Hastalanmak veya hastalığı artmak.
       Eğrisi doğrusuna gelmek: Uygunsuz yapılan işin tesadüfen uyumlu bitmesi
Deyimler mecaz bir anlatım taşırlar. Deyimlerin vermek istediği düşünceyi anlayabilmek için sözcüklerin sözlükteki anlamlarını değil söz grubunun kullanılış nedenini anlamamız gerekir.

“ Baltayı taşa vurmak” deyimi farkında olmadan karşımızdakilerden birine dokunacak, incitecek söz söylemek anlamındadır.
       Yoksa baltanın ağzını taşa vurmak anlamında değildir.

Deyimler atasözleri gibi genel kural niteliği taşımazlar. Atasözlerinin amacı yol göstermek, öğüt vermek, gerçekleri bildirmektir. Deyimler ise bir kavramı ya da durumu etkileyici bir biçimde belirtmek amacındadır. Deyimleri atasözlerinden ayıran en temel özellik budur.
Işık göstermek: Yol göstermek
Kabak tadıvermek: Devamlı, ısrarlı bıktırmak
Paçaları sıvamak: Hazırlanmak

Deyimler tek bir sözcük gibi görev yaparlar. Deyimler hangi cümlede yer alırsa alsınlar aynı anlama gelirler.

Rızkını taştan çıkarmak: En zor şartlarda bile geçimini sağlamak
Üzerine tuz biber ekmek : Bir kimsenin acısını fazlalaştıracak, derdini derinleştirecek davranışlarda bulunmak

ETKİNLİK YAPALIM
Deyim: Sözlük anlamından başka anlama gelen, kalıplaşmış sözlerdir. 
“Karnım zil çalıyor.” diyen kişinin karnında gerçekten zil mi çalıyor? 
- Hayır… Bir insan çok acıktığını belirtmek için kullanıımıştır.

Aşağıdaki deyimlerin anlamlarını araştırıp yazınız. Bir tümce içinde kullanınız.

Etekleri tutuşmak: 

Kafası şişmek:

Gözünü dört açmak:

Kulağı çınlamak :

Ateş püskürmek:

Burnundan getirmek:

Silip süpürmek:

Burnunda tütmek: 
 Soru-cevap sitesi




Yorum Gönder

 
Top