0

Allah Vardır ve Birdir - 5. Sinif Din Kültürü Konu Özetleri

      “Bir köy muhtarsız olmaz. Bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz. Bir harf kâtipsiz olamaz biliyorsun. Nasıl oluyor ki nihayetsiz derecede muntazam olan şu memleket hâkimsiz olur?”

       Her şeyi bilen [Alîm]  ve her şeye gücü yeten [Kadîr] bir Allaha inanmak ergenlik çağına gelmiş ve akıllı her insana farzdır. İlahi dinlerin kesintiye uğradığı dönemlerde veya hiçbir dinden haberi olmayan, dağ başlarında, uzak ilkel yerlerde yaşayan insanlar bile, İmâm-ı Âzam Ebu Hanife ve İmam Mâtürîdî gibi bilginlere /âlimlere göre akıllarıyla Allahın varlığını ve birliğini bulabilecek bir yaratılışa sahiptir/ bulmalıdır. Çünkü insan yaratılıştan getirdiği mutlak ve üstün güce inanma duygusu ile evrendeki akıllara hayranlık veren düzeni gördükten sonra bu düzeni sağlayan BİR ve EŞSİZ YARATICININ varlığını kabule mecbur kalır. “GÖKLERİ ve YERİ YARATAN ALLAH HAKKINDA (VARLIĞINDA) ŞÜPHE mi VARDIR? (ŞÜPHE EDİLEBİLİR mi?)” (İbrâhim Sûresi 14/10) meâlindeki âyet bu gerçeği dile getirmektedir. Bu âyet-i kerime olumsuz soru cümlesiyle “Cenâb-ı Hak hakkında [O’nun varlığına dair] şek/ şüphe olmaz ve olmamalı” diyerek Vücud ve Vahdâniyyet-i ilâhiyye [O’nun varlığının, birliğinin ve benzersizliğinin] bedâhet [kesin ve apaçık bilgi] derecesinde olduğunu gösteriyor.
          Allah’ın bir olması (Vahdâniyyet), onun eşi ve benzeri olmadığı anlamına gelir. Allah’ın eşi, benzeri, ortağı ve dengi yoktur. Başta İhlâs ve Kâfirûn sureleri olmak üzere Kur’an’ın birçok ayetinde bu konu sık sık vurgulanmıştır. Bu ayetlerden birinde şöyle buyrulmuştur: “…Onun benzeri hiçbir şey yoktur..”  ( Şûrâ suresi, 11. ayet.)
          Her ili bir vali, ilçeyi bir kaymakam, mahalleyi bir muhtar yönetir. Her okulda bir müdür olur. Eğer bunlar birden fazla olsaydı yetki karmaşası sonucu toplumda, okulda büyük bir düzensizlik yaşanırdı. Gün gelir, birinin evet dediğine diğeri hayır diyebilirdi. Düzeni sağlamak mümkün olamazdı. Aynı şekilde birden çok tanrı olsaydı zamanla birinin dediğini diğeri reddeder ve evrende kargaşa meydana gelirdi. Bu husus Kur’ân-ı Kerim’de şöyle ifade edilmektedir:
        “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki arşın Rabb’i Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir.” (Enbiyâ suresi, 22. ayet)  Evrenin ve evrendeki düzenin sağlıklı işleyişi, kâinatta tek yaratıcının Allah olduğunu gösterir. Buna Tevhid inancı da denir. Tevhid kelime olarak birleme, birlik demektir. Allaha Onun birliğine bütün yüce nitelikleri kendisinde topladığına inanmaktır.  Bu inanca göre Allah, tektir. Tek ilah ve tek Rab O’dur. Evrenin ve evrenin içindekilerin yaratıcısı O’dur. Din, kitap ve peygamber gönderme konusunda tek söz sahibi de O’dur.

          Yüce Allah’ın sıfatlarında ve fiillerinde de eşi ve benzeri yoktur (Muhâlefetün lil-havâdis). Her şeyi duyan (Semi‘), her şeyi gören, gözeten (Basar) ve her şeyi bilen (İlim), Allah’tır. Allah, bizim her şeyimizi bilmektedir. Nelere ihtiyaç duyduğumuzu, istek ve beklentilerimizi iyi bilendir. Sahip olduğumuz ve sahip olamadığımız her şeyin farkındadır. Duyduklarımızı, duymadıklarımızı, gördüklerimizi, göremediklerimizi, bildiklerimizi, bilmediklerimizi ve bizim için gizli olan her şeyi bilmektedir. Kur’an-ı Kerim’de bu gerçek şöyle dile getirilmiştir: “…O, karada ve denizde ne varsa bilir, onun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O, yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir…”   ( En’âm suresi, 59. ayet.)

          Bizler dünyamızı 5 duyuyla algılamaktayız. Gözbebeğinin görme sınırlarına göre ve KADARIYLA gördüğümüz bir dünyada, dünyamızda yaşıyoruz!.. 4000- 7000 angström arasındaki dalga boylarını gözbebeğimizin beynimize iletmesi; beyninde bu 4000- 7000 arasındaki dalga boylarını değerlendirmesiyle, “görüyorum” dediğimiz her şeyi algılıyor ve onları “var kabul ediyoruz!.” Gene kulağımızın 16- 16000 hertz arasındaki dalgaları beynimize yollamasıyla birlikte “duyuyoruz” dediğimiz şeyleri algılıyoruz ve Dünyanın varlığına da bu ‘beş duyuyla’ kanaat getiriyoruz ve “Dünya işte var” diyoruz veya  “yok” dediğimiz şeyler için de bu beş duyuya bağlı olarak algılayamadığımız için “yok” diyoruz!.  Oysa bu duyu sınırlamasına dayalı olarak “YOK” dediğimiz gerçekte “var” olan şeylerin ne haddi var ne de hesabı!! Cahillikten dolayı “YOK” sandıklarımızın, gerçekte “VAR” olanların hesabını kimse bilemez...
         İşte Bizler bazı ışınları göremeyiz. Kulaklarımız belli seviyenin altındaki ve üstündeki sesleri işitemez. Örneğin fısıltılı konuşmaları ve bazı canlıların, karıncaların çıkardığı sesleri duyamayız. Ancak bu sesler çok hassas aygıtlarla tespit edilebilmektedir. Bilgi edinme araçlarımız sınırlı olunca elimizdeki bilgi de sınırlı kalmaktadır. Hâlbuki Allah’ın görmesi, duyması ve bilgisi, sınırsız ve sonsuzdur.
          Allah’ın bilgisi (İlmi) sınırsız olduğu gibi gücü de (Kudret) sınırsız ve sonsuzdur. Çünkü Allah her istediğini yapabilme (İrade) ve gerçekleştirme gücüne sahiptir. Örneğin Allah, her şeyi yoktan var eder ve bütün canlıların her türlü ihtiyacını karşılar. Diğer taraftan Allah’ın yapmak istediğinin önüne kimse geçemez. Allah’ın engellemek istediği bir işi de kimse gerçekleştiremez. Allah bir insana iyilik yapmak istiyorsa hiçbir güç buna engel olamaz. En’âm suresinin 17. ayetinde bu konu şöyle dile getirilmiştir: “…Allah sana bir hayır verirse (bunu da geri alacak yoktur.) O, her şeye gücü yetendir.”
           Bizler Allah’ın her şeyi bildiğine, gördüğüne, duyduğuna ve her şeye gücü yettiğine inanırız. Bu nedenle kötü ve zararlı davranışlardan uzak durmalı, iyi ve yararlı işler yapmalıyız. Dünya ve âhiretimizin mutlu ve huzurlu olması ancak bu güzel düşünceleri uygulamakla olabilir. Diğer din ve inançlardan farklı olan İslam dinindeki Allah inancının bilinmesi için Allah’ın Sıfatları ve isimleri konusunu daha ayrıntılı olarak görmemiz gerekir.
 Soru-cevap sitesi




Yorum Gönder

 
Top