0

TEMEL HADİS KAYNAKLARI

Hadis ilminin ilk ürünlerini, bazı sahabelerin bizzat Hz. Peygamberden duyup bir arada yazılı bir metin olarak topladığı sahifeler oluşturur. Sahifelere, Kur’an ayetlerinden sonra İslam kül­türünün ilk yazılı kaynakları gözüyle bakılır.


Bunların en meşhurları arasında Abdullah b. Amr b. As’ın Hz. Peygamber’den bizzat duyduğu 1000 kadar hadisi yazıp bir araya getirdiği
“es-Sahîfetü’s-Sâdıka”sı gelir.

Bu sahifenin dışında:
Hemmam b. Münebbih’in Ebu Hureyre’den duyduğu 138 hadisten oluşan “es-Sahîfetü’s-Sahîha”
Ma’mer bin Râşid’in “el-Câmi’i”
Abdurrezzak’ın “el-Musannef” sahifelerde bu konuda örnek verilebilir.


Herhangi bir konuda veya değişik konularda toplanmış kırk hadisten oluşan “erbeûn” adını taşıyan eserler de yaygındır.
İlk erbeûn yazarı Abdullah b. Mübarek
En ünlü 40 hadis yazarı, İmam-ı Nevevi’ye aittir.


Daha sonraki dönemlerde hadisler, farklı kriterlere göre sınıflandırılmıştır.

Hadisi Nakleden Sahabi İsimlerine Göre Düzenlenmiş Hadis Kitapları: Bu tür eserlere Müsned denilir. Elimizdeki en meşhur Müsned, Ahmed b. Hanbel’e ait olan eserdir.

Konularına Göre Düzenlenmiş Hadis Kitapları: Bu tür eserlere el-Câmi’, Sünen ve Musannef adı verilir.

Musanneflerin Sünenlerden farkı, sahabe ve on­lardan sonraki tabiun neslinin sözlerine de yer ver­meleridir. İmam Malik’in el-Muvatta’ adlı kitabı böyle bir eserdir. Sünenlerin en bilinenleri ise Ebu Davut, Nesai, İbn-i Mace ve Darimi’nin sünenleridir.


Konularına göre hadisleri bir araya toplayan eser­lerden, daha kapsamlı olanlara ise cami denir. Bun­larda, sünen ve musanneflerde bulunan fıkıh başlıkları dışında, kıyamet sahneleri, hadislerde yer alan Kur’an tefsirleri gibi dinin bütün alanlarına dair konuların tamamını bulmak mümkündür.
Buhari ve Müslim’in kitapları bu türün en önemli örnekleridir ve Camiu’s- Sahih adıyla bilinir. Bu iki eser sahiheyn olarak bilinir e kabul edilir.
Hadis konusunda İslam bilginleri çok titiz çalışmalar yapmış ve bize muazzam bir hadis liter­atürü bırakmışlardır. Hadis olup olmadığı şüpheli olan ya da Peygamberimiz söylemediği hâlde ona nispet edilen rivayetlerle ilgili özel eserler kaleme almışlardır. Mesela Keşfu’l-Hafâ isimli eser buna örnek olarak verilebilir. 

Peygamberimize ait olmayan bir sözü, bile bile o söylemiş gibi aktarmak büyük bir gü­nahtır. Bunu bizzat Allah’ın Resulü şöyle belirtir: “Kim benim adıma kasten yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın!” (Buhari, İlim 38; Müslim, Zühd 72.)

Allah’ın ilahî mesajı olan vahiy, dinin teorik yanını oluştururken Hz. Peygamber’in sün­neti ise dinin pratik yönünü teşkil eder. Kur’an’ın anlaşılmasında Hz. Peygamberin sünnetine olan ihtiyacımız, kayıkçının küreğe olan ihtiyacı gibidir. Nasıl ki bir kayıkçı, kürek olmadan kayığın yönünü tayin edemezse, bir Müslüman da Hz. Peygamberin sünnetinden ya­rarlanmadan, Kur’an’ı aklıyla bir bütün olarak anlamada zorlanabilir.
İslam dünyasında çok tanınan ve itibar edilen 6 meşhur hadis kitabı vardır. Bun­lara kütüb-ü sitte denir.
Kütüb-ü sitte;
·         Buhari,
·         Müslim,
·         Timizi,
·         Ebu Davud,
·         Nesai ve
·         İbn Mâce’nin eserlerinden oluşur.

9meşhurhadiskaynağına ise Kütüb-ü Tis’a denir.
Kütüb-ü Tis’a denilince de yukarıdakilere ilave olarak;
·         Ahmed b. Hanbel’in Müsned’i,
·         İmam-ı Malik’in Muvatta adlı eseri ve
·         Dârimi’nin Sünen’i anlaşılır.


KUR’AN – SÜNNET İLİŞKİSİ


v  Kur’an-ı Kerim Yüce Allah tarafından Peygamberimize indirilmiştir. Dolayısıyla onu en iyi bilen ve anlayan kişi Hz. Peygamber’dir. Bu bağlamda Peygamberimizin hadislerinin ve sün­netinin Kur’an’ın anlaşılmasında büyük önemi vardır.

v  Peygamberimiz Kur’an-ı Kerim’de geçen kapalı, mecaz ve anlaşılmayan hususları sözleri ve uygulamaları ile açıklamıştır. Örneğin, Kur’an’da Bakara suresinin 238. ayetinde geçen “ Nama­zlara ve orta namaza devam edin...” ifadesindeki “orta namazdan ne kastedildiği açık değildir. Hz. Peygamber “Orta namaz ikindi namazıdır. Hadisi ile ayetteki kapalılığı gidermiştir.
  
v  Kur’an-ı Kerim’de namaz, oruç, zekât, hac, kurban gibi ibadetler açık bir şekilde emredilir. Ancak bu ibadetlerin nasıl yapılacağı ile ilgili teferruatlı bilgiler yer almaz. Müslümanlar ibade­tlerin niçin, nasıl, ne zaman yapılacağı gibi hususları Peygamber’imizin sünneti ve açıklamaları sayesinde öğrenirler. Örneğin; Abdestin nasıl alınacağı, namazın nasıl kılınacağı, zekâtın hangi mallardan ne oranda verileceği, kurbanın hangi hayvanlardan kesileceği gibi ayrıntıları Hz. Muhammed’in açıklamaları ortaya koyar.


Sonuç olarak Kur’an ile sünnet arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Sünnet olmadan Kur’an’ı doğru anlamak, İslam’da emredilen ibadetleri yerine getirmek, kısacası dinimizi doğru bir şekilde yaşamak mümkün değildir.
 Soru-cevap sitesi




Yorum Gönder

 
Top