0

OSMANLI  DEVLETİN DE  TARIM
*Tarım ekonominin temeliydi. Ülke toprakları Hükümdara ait olup kullanma hakkı Reayaya aitti.
*Köylü toprağı eker , biçer ve vergisini Sipahiye öderdi. Toprağı eken köylünün vefatı halinde toprağı işleme hakkı oğullarına geçerdi. ( Tımar Kanunnamesine uyma şartıyla ) Köylü toprağı satamaz , vakfedemez ,devremezdi.
*Köylünün sorumlulukları ise şunlardı :
       a)Toprağı habersiz terk etmemek
       b)Sebepsiz 3 yıl üst üste ekmeden bırakmamak
       c)Ürettiği ürünün vergisini Sipahiye ödemek.
*Tımar sahibi ise ( Dirlik Sahibi) :
a)Köylünün güvenliğini sağlamak
b)Üretim araç ve gereçlerini temin etmek  gibi görevleri vardı.
*Tımar sahipleri çok sıkı denetime tabi tutulurdu. Zira köylüye yapılacak haksızlıklar üretimin azalmasına yol açabilirdi. Dirlikler 30 yılda bir yeniden düzenlenir. Ayrıca  her Padişah değişikliğinde dirlik sahiplerine yeni Beratları gönderilirdi.
*Devlet tarım ürünleri üreticilerine öncelikle bağlı oldukları Sancakların ihtiyaçlarını karşılamayı zorunlu kılmıştı. Bu yüzden ülke yönetim birimlerine ayrılırken her sancağın kendine yetecek kadar tarım alanını içine almasına özen gösteriliyordu. Artan ürün en yakın sancaktan başlayarak ihtiyaca göre diğer sancaklara gönderilirdi.
*En çok üretilen tarım ürünleri ; Buğday , Arpa , Pirinç , Yulaf , Mısır  çeşitli meyve sebzeler yer alıyordu.
*18’inci yüzyıldan itibaren sanayi inkılabının da etkisiyle Pamuk , Tütün gibi sanayi ürünleri de yetiştirilmeye başlandı.
OSMANLI  DEVLETİN DE  HAYVANCILIK
Ulaşım ve güç kaynağı olan hayvancılık tarım ekonomisini  de canlandıran önemli bir unsurdu. Ayrıca et , süt ,yün gibi insanların temel ihtiyaçlarının karşılanmasında da rol oynuyordu.
*Hayvancılık dokuma sanayisinde de önemli bir yere sahipti. Hayvancılığın yanında balıkçılık ve arıcılıkta gelişmişti.
*Hayvancılık genelde konar-göçerler (Yörükler) tarafında yapılıyordu. Özellikle küçük baş hayvancılık yaygındı. Devlet hayvancılıkla uğraşanlardan “AĞNAM” adı altında bir vergi alıyordu.

*Devlet hayvancılığı desteklemiş bunun sonucunda Bursa İpek , Selanik Çuha , Bulgaristan Aba , Ankara da Tiftik üretim merkezi haline gelmişti.
OSMANLI DEVLETİNDE TOPRAK  SİSTEMİ

Osmanlı Devletinde ekonominin en önemli gelir kaynağı topraktı. Toprak üzerinde kimsenin özel mülkiyet kurma hakkı yoktu. Ancak padişahın topak üzerinde  tasarrufta bulunma  hakkı vardı. Toprağı kullanma hakkı devletin denetiminde halka verilmişti. Kullanma hakkına sahip kişiler bu toprakları alıp satamaz ve devredemezdi ve topraklar bu kişilerde kayd-ı hayat şartı ile kalırdı. Osmanlı Devletinde toprak genel olarak miri, mülk ve vakıf olmak üzere üç ana bölüme ayrılmıştır.
MİRî ARAZİ                                             MÜLK ARAZİ                             VAKIF  ARAZİ
·         Dirlik Toprakları                                        Öşür Topraklar
- Has                                                           Haraci Topraklar
- Zeamet
- Tımar
·         Paşmaklık Toprakları
·         Yurtluk Toprakları
·         Ocaklık Toprakları
·         Mukataa Toprakları
·         Malikâne Toprakları

MİRİ ARAZİ: Miri araziler esas olarak devletin mülkü sayılırdı. Devlet bu toprakların bir kısmını hizmet karşılığı saray efradına ve bürokratlara verirdi. Bir kısmı ise vergi karşılığında köylüye dağıtılırdı. Toprağını üç yıl üst üste ekmeyenden “çiftbozan” vergisi alınırdı.
·         Dirlik: Geliri devlet memurlarına ve askerlere maaş karşılığında bırakılan topraklardır. Bu toprağı alan kişiler o bölgenin:
-          Güvenliğini sağlar,
-          üretimin sürekliliğini sağlar,
-          vergisini toplar,
-          topladığı vergi karşılığında atlı asker (cebelü) besler ve kendinin ve memurlarının maaşlarını karşılar, 
-          savaş zamanında bu askerlerle birlikte orduya katılırdı.

Dirliklerin dağıtılmasında “toprağın verildiği kişinin idari mevkisi” ile “toprağın geliri”arasında bir paralellik bulunurdu. Bu neden le dirlik toprakları kendi içinde üçe ayrılırdı.
Bunlar:
               Has Arazi: Padişahlara, şehzadelere, divan üyelerine, beylerbeyi ve sancakbeylerine verilirdi. Geliri 100 bin akçe üzerinde olan topraklardır.
            Zeamet Arazi: Orta dereceli memurlara verilen topraklardı. Geliri 20 bin ile 100 bin akçe arasında kalan topraklardır.
           Tımar Arazi: Sipahilere hizmet karşılığında genellikle kayd-ı hayat şartı ile verilen topraklardır. Geliri 20 bin akçeden az olan bu araziler üçe ayrılmaktadır; Eşkinci tımarı (savaşta yararlılık gösterenler verilir), Hizmet tımarı (saray görevlilerine verilir) ve Mustahfız tımarı (camii imamları ve hatiplere verilir)’dır.

Osmanlı Devletinde toprakların Tımar olarak dağıtılmasının temel hedefleri şunlardır.
Üretimin sürekliliğini sağlamak
Askeri masrafları ve devlet masraflarını azaltmak.
Hazineden harcama yapmadan ordu oluşturmak.
Merkezi otoriteyi ve güvenliği sağlamak.
Vergilerin toplanmasını kolaylaştırmak.
Ülkeyi bayındır hale getirmek.

·         Ocaklık: Geliri kale muhafızları ve tersane giderlerine ayrılan topraklardır.
·         Yurtluk: Geliri sınır boylarında yaşayan Türkmenlere verilen topraklardır.
·         Paşmaklık: Valide sultan, padişah kız kardeşleri ve hasekilere verilen topraklardır.
·         Mukataa (Havass-ı Hümayun): Geliri doğrudan devlet hazinesine giden topraklardır. Bu toprakların vergileri mültezimler aracılığı ile iltizam usulüne göre toplanırdı.
·         Malikane: İlk kez 1695 yılında uygulanmaya başlanan bu sistem iltizamın en ağır biçimidir. 

MÜLK ARAZİ: Mülkiyeti o toprak üzerinde bulunan şahıslara ait olan topraklardır. Şahıs bu toprakları satabilir, miras bırakabilir ve vakfedebilirdi.
·         Öşri Arazi: Müslüman topluma ait topraklardır. Köylü bu toprak için devlete “çiftlikresmi” ve elde ettiği ürün için “öşür vergisi” ödemekteydi. Bu topraklar sahiplerinin mülkü olup, miras bırakılabilir, satılabilir ve vakfedilebilirdi.
·         Haraci Arazi: Gayr-i müslim topluma ait topraklardır. Gayr-i müslimler bu toprak için devlete “muvazzaf haracı” topraklar üzerinden elde ettikleri ürün için “mukassem haracı”adı verilen vergileri öderlerdi. 

VAKIF ARAZİ: Geliri eğitim, sosyal ve dini hizmetlerle (medrese, camii, şifahane, kervansaray gibi kurumların ihtiyacı) ile han, hamam ve çeşme gibi hayır kurumlarının inşası için harcanan topraklardır. Bu topraklardan devlet tarafından kesinlikle vergi alınmazdı ve şahsi mülkiyet altına alınamazdı. Vakıf teşkilatının başında bulunan kişiye “mütevelli” ismi verilmiştir.
 Soru-cevap sitesi




Yorum Gönder

 
Top