0

HZ. MUHAMMED’İN SÜNNETİ

Dini bir kavram olarak sünnet, Kur’an’dan sonra dini kaynakların ikincisi olup, Farzlar ve vacipler dışında Hz. Muhammed (s.a.v.)’in söz, fiil ve davranışlarına denir. Söz, haber, yeni şey anlamlarına gelen hadis de sünnetin içinde yer alan bir kavramdır. Hadislerin bütünü sünneti oluşturur.

Sünnet üç bölüme ayrılır;

Sözlü Sünnet: Hz. Peygamberin herhangi bir konuda yaptığı açıklamalardır. “Allah’ın Resulü şöyle dedi.” diye başlayan sünnetler bu gruba girer. Peygamber efendimizin bir konuda söylemiş olduğu sünneti ifade eder. Örneğin: “Bir kişi uyuyarak veya unutarak namazını geçirirse hatırlayınca kılsın.”şeklindeki hadisler sözlü sünnettir.

Fiili Sünnet: Herhangi bir konuda Hz. Peygamberin yaptıklarının sahabe tarafından görülüp, aktarılmasıdır. Örneğin: “Allah’ın elçisi abdesti şu şekilde alırdı.”  veya “ Ben namazı nasıl kılıyorsam sizde öyle kılın.” Şeklindeki sünnetler bu gruba girer.

Takriri Sünnet: Hz. Peygamberin huzurunda sahabeler tarafından söylenen sözler yada işlenen davranışları onaylaması veya güzel karşılamasına denir. Örneğin; Su bulamadığı zaman teyemmümle namaz kılan bir Sahabi, namazdan sonra su bulduğu halde namazı iade etmemiş, Hz. Peygamberde bunu onaylamıştır.

Sünnet, Kur’an’ı açıklama konusunda çok önemli bir kaynaktır. Dini bir konuda hüküm verilirken önce Kur’an’a, sonra sünnete bakılırdı. Çünkü Kur’an daha çok genel hükümler içerir. Bu hükümlerin geniş anlamda açıklaması ise sünnet sayesinde olmuştur.



TEMEL KAYNAK OLARAK
HADİS VE SÜNNET

Hadis ve sünnet, dinî hükümler için Kur’an’dan hemen sonra gelen çok önemli bir ana kaynaktır. Kuran’daki hükümlerin açıklaması ve Kur’an’da bulunmayan hükümler için sünnete bakılır. Helal ve haram kılma konusunda Kuran’la sahih sünnet arasında fark yoktur.

Çünkü Kur’an metinleri, Hz. Peygamberin Allah’tan vahiy alarak konuştuğunu bildirmektedir: “O, kendiliğinden konuşmamaktadır. Onun konuşması, ancak indirilen bir vahiy iledir.”
(Necm suresi, 3-4. ayetler.)

Kim Peygambere itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. (Nisa Suresi 80. Ayet)

Dedi eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Ali İmran suresi 31. Ayet

Allah ve Resulü bir şey hakkında hüküm verdikleri zaman hiçbir mü’min erkek ve mü’min kadın için kendi işleri konusunda tercih yapma hakkı yoktur.

Sünnetin Dindeki Yeri

Sünnet, Kur’an’ın kapalı ifadelerini açıklar. Buna namazı, zekâtı ve haccı örnek olarak verebiliriz. Namazın nasıl kılınacağını, kaç rekât olduğunu, zekâtın hangi mallardan ne miktarda verileceğini, hac ibadetinin nasıl yapılacağını Peygamberimizin açıklama ve uygulamalarıyla öğrenebiliriz.

Sünnet, Kur’an’da yer alan hükümleri tamamlayıcıdır. Kur’an’ın mirastan bahseden ayetler­inde anne-babanın, eşlerin ve çocukların mirastan alacakları pay bildirilir. Bu hükümler genel­dir. Ayetlerde mirastan hisse alacak kişinin özelliklerinden bahsedilmez. Fakat sünnet, her anne-babanın ya da eşin vâris olamayacağını haber vermiştir. Aynı şekilde varis, mirasına konacağı kişiyi öldüren biri olamaz.

Sünnet, Kur’an’da bulunmayan bir kısım hükümler koyar. Buna da yırtıcı kuşların etinin yen­mesini haram kılan ve diyetlerle ilgili hükümleri tespit eden hadisler örnek olarak gösterilebilir.
 


SÜNNETİ ANLAMA YOLLARI
Hadisler, senet ve metinden oluşur. Bir metne değerini senet kazandırır. Senet: Hadisi birbirine aktaran kimselerin meydana getirdiği isim zinciridir. Metin ise; Hz. Muhammed (s.a.v.)’in sözlerini ve davranışlarını ifade eden kısma denir.

            Hadisleri başta sahabeler olmak üzere Peygamber efendimizden duyarak başkalarına aktaran kişilere ise Ravi denir.

Sünneti doğru anlamanın yolları;

v  Sünneti doğru bir şekilde anlama yollarının başında, hadisleri senet ve metin bakımından iyi araştırmak gelir. Sünneti anlamada hadis metinleri üzerinde araştırma yapmanın önemi büyüktür. Çünkü gerçekte Hz. Peygambere kesin olarak ait olduğu belirlenmiş hadisler, Kur’an ile çelişmez.

v  Sünneti doğru bir şekilde anlaşılabilmesi için izlenmesi gereken yöntemlerden birisi de hadislere bütüncül bakabilmektir. Fraklı rivayetlerde kastedilen anlam ancak bütüncül bir bakış ile ortaya çıkarılabilir. Örneğin; Efendimizin bir rivayette “elbisesini uzatan kimselerle Allah’ın konuşmayacağını söyler.” Farklı bir rivayette ise “elbisesi topuklarının altında olan kimsenin cehennemde olduğu” bildirilir. Bu rivayetler de elbisesini uzatan kibirlik ve büyüklük taslamak olarak yorumlanmıştır.


v  Öte yandan, sabit olmuş hadislerde esas olan, bunların birbiri ile çelişmemeleridir. Eğer hadisler birbiri ile mana olarak çelişki gibi görünüyorsa bize düşen görev rivayetlerin arasını uzlaştırmaktır. Bu duruma örnekte kadınların kabir ziyaretleri meselesi verilebilir. Bir rivayette kadınların kabir ziyaretleri yasaklanmışken, daha sonra çok sayıda gelen rivayette artık yasağın kaldırıldığı bildirilmektedir.



v  Hadislerin hangi ortam ve olaylarla ilgili söylenmiş olduğunu tespit etmekte sünneti doğru anlama yollarından birisidir. Peygamber Efendimizin, ilgili sözü hangi özel sebep ve gerekçeler üzerine söylediğini araştırmak son derece önemlidir. Örneğin; Hurmaların aşılanma olayı


Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Peygamberlik yönü ile insani yönünü birbirinden ayırmamız gerekir. Bizim sünnetten asıl anlamamız gereken onun peygamberlik yönü ile ilgili olan söz, fiil ve davranışlarıdır. Sünneti sadece peygamber efendimizin insani yönü ile ilgili bir takım söz ve fiillerden ibaret olarak görmek sünneti tam anlamıyla anlamadığımızı gösterir.
 Soru-cevap sitesi




Yorum Gönder

 
Top